İkameti arapbacıların püü efecktiyle tükürdüğü suratlardan biriydi.Sürekli gülerdi ve ağlamasına tanık olacak biri varsa o cennetlikti.En son balık pazarında yeşillik alırken rast gelmiştim ona.Bukadar keskin zekalı,bir okadar aptal birine hayatım boyunca denk düşemezdim doğrusu.Bu anlatacaklarım onun Beşiktaştaki Üsküdar iskele denize düşmesinden evveldi.Birgün sabahtan radyosunu çantasına sokuşturmuş kablosunu dışarı çıkarmış sokağın başında bekliyordu.Sanki evi yanmıştı ve kurtarması gereken tel şey annesinden kalan telefunken kahverengi delikli o eski radyoydu.Onun kirliçıkı olduğunu düşünsem içinde para olduğunu düşünürdüm.Ama bütün parasını kedilere ton balığı almak için harcardı.Mahallede daha kimse ton balığını tatmamışken o kendi kedilerinin önüne teneke teneke ton balığı açardı.Yalana yalana dolanan boğaz açıklarındaki dubalar gibi şişmiş,almaktan istemekten arsızlaşmış en az 10 tane kedisi vardı.İşte ogün çantasına soktuğu radyonun kablosunu sokacak bir priz arıyormuş gibi,sanki haberleri dinlemesi şartmış gibi tedirgin bir şekilde bir sağa bir sola dolanıyordu.Saat başı baktığı kenarları bileklerini kesip onu öldürebilecek derecede keskin üçgen bir aynası vardı.Onu tanıdığımdan beri kullandığı,kendini yaralamamak için çaba sarfettiği aynası.
Sanırım geçen yazdı.3 ay boyunca evden dışarı çıkmamış,bütün erzağını yaz başında tamamlamıştı.Dışardan evini gözetleyenler evinde birini hapsettiğini söylüyorlardı.Aşık olduğu birini esir alacak kadar delimiydi kestiremedim.Ama 3 ay boyunca radyosunu evden dinlediğine şahidim.Belkide dış çevreye özlem duymuyordu,yada yaz geceleri simsiyah elbiseler giyip dikkat çekmeden geziyordu.Yada aşık olduğu adamı alıkoymuyorduda onla gerçekten birlikteydi ve dıiarıya ihtiyaç duymuyordu.Bunu gerçekten kimse bilemezdi.Ne bir hipnoz ne başka psişik deneyler..Onun dili çözülemezdi bence.O insanların anlamadığı radyo dalgalarıyla konuşuyordu dünyayla.Saçları yıkanmadığı için ağıldaki koyunlarınki gibi püskül püskül sallanıyordu çogu zaman.Rastalı hippiler gibi radyosu ve o dünya tarafından anlaşılmayı bekledi belkide.O yaz evinden sokağa yayılan hüzünlü melodiler arttı.Radyo kanalları arasında şarkı aramayıda bıraktı.Salonun ortasında aşkı,pencere önünde radyosu ve kanı.O yaz kedilerin hepsi süzüldüler.Ton balığı yüzünden burun çevirdikleri kuru ekmeğe talim ettiler.Sahiplerini sadece camın önünde radyo dinlerken görebilediler.Bir müddet camın dibinde yalvardılarsada sonrasında intikam için işemeyi yeğlediler.Birgün, ama sıradan bir yaz günü değildi,o yazın en güzel günlerinden biriydi.Mahalleye elinde kasayla sakız sardunyaları olan bir çift girdi.Dikkatli baktığımdan o olduğunu anladım.Salkım saçak saçlarını yıkamış taramış,rüzgarda parlamaları için salmıştı.Üstünde şifon pudra rengi uzun bir elbise kurdelalı babetleri ile.Koluna girdiği gencin yüzünde berrak bir gülümseme.Kedilerin işediği duvarın önünde sardunyaları saksılara diktiler beraber.Camın önüne rengarenk dikildi hazırolda sardunyalar.Akşam arka bahçesine mükellef bir sofra kurmuş dediler.Beyaz masa örtüsü dalgalanırken uzun uzun konuşmuşlar sevgilisi ile.O akşam vedalaşıp ayrılmışlar.O akşam radyonun sesi biraz daha açıktı.Ama hiç kimse ona kızıp kıstırmadı sesini.O sabah yine bakkala koşup kedileri için tonbalığı aldı.Mama kaselerine istediklerinden fazlasını doldurdu.Radyosunu çantasına koyup elinde kablosuyla sokaklarda dolandı bikaç gün..
Emin olmasamda birkaç hafta sonra beşiktaştaki üsküdar iskelesinden denize düştüğü haberi geldi.Günlerce evden dışarı çıkamadı hastalığından dolayı.Sonra birgün kapısını ısrarla çalan postacı görmüş yüzünü.Rengi ucuz çamaşır sularını koydukları bidonun sarısındanmış.Mektubunu alıp kapısını kapatmış.Evinden gelen ağır koku dahada dayanılmaz olunca öldüğü anlaşılmış.Cenazesini kimsesizler mezarlıgına gömmüşler.Yerini öğrendiğim vakit birkaç sardunya ile ziyaretine gittim.Mezarı daha yeni olmasına rağmen başındaki taş kaldırılsa anınca kaybolacak gibi.Taşlardan bir sıra ördüm boyunu anımsadığım kadarıyla.Diktiğim sardunyalara can suyu verdim altında cansız yatanı hissederek.Evine yeni birileri gelen kadar düzenli olarak suladım sardunyalarını.Kedileri ise sahibinin cesedini yemeye kalkıştıklarından sürüldüler semtimizden.O yaz o evde geçenleri o kişi dışında kimse bilemedi.O kimsesiz kadının ilacı,aşkı,esiri; asla ve asla birdaha sokağımıza gelmedi.
Yorumlar
Yorum Gönder