17 saat 21 dakikadır beton meyil üzerinde birbirine geçirilmiş ahşap parkenin üzerinde yatıyordu. Birkaç saatte bir gözlerini açıp etrafı süzdüğünün farkındaydım ama bunun dışında bir hayat belirtiside göstermiyordu.Ben sadece izin istemiştim.Susmasını, yaşamıyorcasına umarsızca nefes almasını değil.İstediklerimi düşünüp aldıklarımla kıyaslamada bulunmak istedim.Ne kazandığıma nede kaybettiğime dair en ufak bir imare yoktu ortalarda.Aynı odanın içinde aynı havayı solurken bile kendimi dünyanın ona en uzak noktasında gibi hissediyordum.Halbuki şimdi nefesi kesilse,kalp krizi geçirse yada epilepsi krizine girse müdahale edebilecek onu kurtarabilecek tek kişi benim.Bukadar hayati ihtimal arasında onu kurtaracağımı bildiğinden acı çektiğimden emin olmak adına uzaklaşmıyor belkide.Bir düşünse, şurda anlamadan canını teslim ettiği birini bukadar üzer miydi? Biryerlerde bize manası yanlış kavratılan bir kelime hayal ettim.Belkide aşk ve sevgi.Bu kavramları bize yanlış anlattıklarından kimi sevdiğimizi anlayamıyoruzdiye düşündüm bir an.Onun beni sevmediğini sandığına inandırıp bir kılıf uydurmak istedim belkide çaresizliğime. Kahvemin soğumasının üzerinden yaklaşık 16 saat 41 dakika geçti. Arada bir göz kapaklarını oynattı hepsi bu.Gitmeyişimi hesapladı.İnatla gitmem için hiçbirşey yapmadı.İşte böyle.Birbirini çok iyi tanımış,aynı yolları kullanmış,hatta bikaçkez karşılaşmış iki kişinin saçma sapan bomboş hikayesi bu.Üzgün değilim.Sadece alışmak istemiyorum.
15.04.2012 Demet...
Yorumlar
Yorum Gönder