Saçlarımdan sürükleniyordum.İlkçağdan kalma bir yöntem gibi görünsede gerçekten modern bir biçimde uyguluyordu üzerimde.Bütün sokak endişe içinde etrafımda titreyen yapraklar gibi uçuşuyordu.Sonbahar saç diplerimde birikti,birikti.Saçlarım elinde kaldığında kış geldi ve hepsini yere bırakıverdi.Saç diplerimde acı muazzamdı.Acaba yerküreden ağaçlar sökülürken oda böyle acı çekiyormudur diye düşünüyorken,ayağıyla sağ yanımdan tekmelemeye başladı.Deprem bitmişti ve sıra tsunamideydi.Kıta olarak yer değiştirmiştim ve şimdi dalgalar karaya vuruyordu.Kıyı bölgelerim haritadan silinmek üzere morarmaya kararmaya yıkıma uğramaya başladılar.Yerküre geldi tekrar aklıma.Dalgaların bir gemiyi bir binanın tepesinde bıraktığı yıkılmış bir şehir düşündüm.Ev enkazları ceset dolu.Cesetler dolusu kıtlık-yanlızlık.Ağaçlarımdan,sahilimden olmuştum.Artık güzel bir manzaram yoktu.Belkide şehrimde çocuklar yetişmeyecekti.Dalgalar karnıma oturduğunda bütün körebeler bütün seksekler bütün kovalamacalar kayboldular.Artık hiçbirşeyi hissetmiyordum..Sadece polis arabasının sirenine karışan ambulans sirenini duyuyordum.Kulağım için şükrederken dalgalar kulağıma vurdular.Güzel bir deniz taşı hayal ettim,dalgayı ondan dinliyormuşcasına.Sonra o karanlıkta sadece dalgaları dinledim.Dalgalar kendilerini beyaz bir karanlığa verdiler bir mühlet sonra.Gözlerim kapalıydı eminim.Ama bu aydınlık nedendi?Bir süre o aydınlığı çözmek için içinde yürüdükçe yürüdüm.Sonra kapı aralandı.Gözlerim açıktı.Duvarlar bembeyaz.Hemşire girdi içeri bembeyaz.Hiçbiryerim ağrımıyordu garip.Uyumaktan yorulmamıştım asla ama bu kez.Saç diplerim sızladı yine.Kopardılar ağaçlarımı ya..
Yorumlar
Yorum Gönder