Kanapenin en çok kullanılan köşesindeki en çok yaslanılan minderler gibi..İçi geçmiş,kumaşı sünmüş-eskimiş- kirlenmiş.Öyle bir köşede.Tamda bıraktığın yerde duruyorlar işte.Nasıl durmazlar?.Bütün kavgalarımız,bütün sorunlarımız,hepsi canlı birer hayvan gibi.Kanapenin üstünde antiloplar geyik sürüleri,derisi soyulmuş ceylanlar..Anne aslan,baba aslan,ve sırtlan sürüleri.Yerde cansız duran ben habille kabilden birisi gibi.Ve bütün o hayvanlar bana bakıyorlar.Hepsi birden rengarenk gözlerini kanlı dişlerini bana gösteriyorlar.O karanlıkta birde sen yokken.İşte nasıl olurda durmazlar.Dururlar.Keşke beni bir inşaatın temeline gömseydin ayrılırken.Yemin ederim kimseye musallat olmaz öylece yatardım temelde.Deprem olduğunda tutardım binayı kimse ölmesin diye.Temel olurdum fadimesiz klişe bir karadeniz şakası gibi gülünmeyen.Yemin ederim o temelden çıkıp gelmezdim sana.Ve öldürdüğün yerde kalırdım her akşam çıkardığın çorapların gibi.Bak hala ordayım kanapenin kenarında.Yediğin kabak çekirdeklerinin kabuklarının yanında.Antiloplardan biri konuşuyor;
Sahip olabileceğin çirkinlikte birşeyi sev.Sahip olamayacağın şeyi sevmen sencede saçma değilmi? Bu bir antilopa öğretilen ilk doğa yasasıdır.Hiç bi boktan anlamazmısın sen?
Annem bir antilop olmayabilirdi,ama yetişkin bir antilop evlat edinebilirdi beni doğaya salmadan evvel..Yani yetişkin bir antiloptan iyi bir akıl hocası olabilirdi bana,yada küçük bir hipopotamda olurdu çamurda oynardık,yada benim uzanamayacağım meyvelere uzanabilecek bir zürefada olabilirdi.Durup düşünüp en sonunda şuna karar verdim.Doğa yasalarını bilmeyerek bu afrika ayazında ölmekten başka çarem yoktu.Ve rengarenk gözlü dişleri kanlı hayvan sürüsüne dönerek dedimki:
İnsaniyet namına biri beni öldürsün yalvarırım!!
Yorumlar
Yorum Gönder